Site Rengi

KafkasOnline.Com

Ankara – Moskova – Bakü – Erivan!

Ankara – Moskova – Bakü – Erivan!

Foto: İvan Shilov. Çeviri: Fatih Atan (A’tanba – Тванба). Ermenistan’ın Tavuş bölgesi ile Azerbaycan’ın Tovuz bölgesinin sınırında, Karabağ cephesi birinci olarak kabul edilirse, ikinci cephenin “sıcak hattı” na dönüştüğü konusunda sürekli bir his var. Aynı zamanda, Aliyev ve Erdoğan arasında, bölgesel siyasette birçok aksanı değiştirecek istikrarlı bir stratejik ittifak kuruldu. Başlangıçta birçok uzman tarafından çatışan taraflar arasında “normal bir çatışma” olarak algılanan Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki “Tovuz krizinin” başlangıcında, tarihsel olarak geleneksel dış bölgesel oyuncuların -Rusya, İran ve Türkiye- olanlara karşı tutumlarını göstermeleri gerektiği aşikardı. Farklı açıklamalarda bulunan Moskova ve Tahran genel olarak olaya birlikte dikkat gösterdiler ve Bakü ve Erivan’ı arabuluculuk çabalarını sunarak barışçıl bir diyaloga dönmeye çağırdılar. Türkiye farklı davrandı. Türk basını, Azerbaycan ve Ermenistan sınırındaki silahlı çatışmanın ilk saatlerinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycanlı mevkidaşı İlham Aliyev ile ve Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Zakir Hasanov ile temasa geçtiğini bildirdi. Bundan sonra Erdoğan, Ermenistan’ın “bölgede yeni bir gerginlik yatağı yaratmak ve Dağlık Karabağ sorununu çözme sürecini engellemek” amacıyla “kasıtlı bir saldırı” gerçekleştirdiğini belirtti. Akar, Türk silahlı kuvvetlerinin Azerbaycan’a “bir ulus, iki devlet” ilkesine uygun olarak, Türk çıkarlarının Tovuz bölgesine kadar uzandığını göstermiş olduğunu belirterek yardım etmeye hazır olduğunu söyledi. Benzer ilginç bir gelişme de var. Bu ortam içerisinde Türk Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ile Azerbaycanlı mevkidaşı Elmar Mammadyarov arasındaki telefon temaslarının olması doğal görünecekti. Ancak Türk bakan, blogunda Türkiye ve Azerbaycan marşları ile birlikte “Azerbaycan için hayatımızı feda etmeye hazırız.” Adında bir video yayınladı. Bu gelişme, Ankara’nın Moskova’nın tam teşekküllü bir siyasi diyalogu olduğu Mamedyarov’un istifa etmesi hakkında bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Mammadyarov’un Bakü medyasında, özellikle de muhalefet içerisinde, “Lavrov’un talimatlarını takip ederek, Karabağ yerleşimindeki Ermeni tarafı ile diyalog sürdürmekle” suçlandığı da belirtilmelidir. Bu nedenden dolayıdır ki, Mamedyarov’un istifası, bazı Türk uzmanlar tarafından “Moskova’nın Bakü’deki yenilgisi” olarak algılanıyor. Ve sadece bu değil. Erdoğan’ın Erivan’ı “kasıtlı saldırı” ile suçladığı açıklamasında açık bir biçimde dış bir faktörün bulunduğunu belirtmesi, sıradan bir gelişme değildi – Rusya olduğu. Bu tür kararların inşası aşağıdaki argümanlara dayanmaktadır. Tovuz sahasındaki olaylar, Azerbaycan’ın Avrupa’ya gaz arzının başlamasından üç ay önce başladı. Azerbaycan haritasında enerji kaynaklarının Batı ülkelerine girmesi için tüm altyapının ve dünya pazarının çatışmaların yaşandığı bölgede olduğu, bu bölge haritası üzerinde görülebilir. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Güney Gaz Koridoru, Bakü-Supsa boru hattı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Bakü-Tiflis karayolu – hepsi çatışmaların başladığı yere yakın. Bundan hareketle, Türkiye dolaylı olarak, ve Azerbaycan “belirtildiği üzere Avrupa’nın enerji güvenliğini sağlayan Gence koridorunun güvenliğini” sağlama konusunu neredeyse açıkça gündeme getiriyor. Başka bir deyişle, Ankara bir sınır çatışmasından yararlanarak, bölgedeki durumu sarsmaya çalıştığını göstererek, Rusya tarafından olumsuz bir değerlendirmeye tabi olmuştur. Türkiye, 2016 Nisan savaşının başlangıcında, Azerbaycan’ı destekleyen benzer bir konuma geçtiğinde, Türk Hava Kuvvetleri’nin Suriye’deki bir Rus uçağını düşürmesi nedeniyle Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler ciddi bir kriz içine girmişti. Fakat şimdi Erdoğan Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile telefonla iletişim kurmaya karar verdi. Doğru, ancak Bağımsız Devletler Topluluğu’nun (BDT) çatışmaya ilişkin belirleyici eylemlerden kaçınarak, tarafları diyaloga çağıran açıklaması sonrasında, Ankara, Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki askeri varlığını sürdürmek için durumdan yararlanma fırsatından mahrum kaldı. Ancak sadece böyle bir gelişme yaşanmadı, Türkiye, Güney Kafkasya’da Moskova’ya meydan okuma konusunda daha cesur duruma geldi, oyunun tamamında olmasa bile, ilk yarısında, Azerbaycan dış politikasının sıfırlanmasını sağladı veya daha ziyade bu politikanın dikkat çekici bir bölümünü Aliyev’in tam kişisel kontrolü altına aktarmış oldu. Eğer öncelikli cephe olarak Karabağ’ı sayarsak, Ermenistan’ın Tavuş bölgesi ile Azerbaycan’ın Tovuz bölgesinin sınırında, ikinci cephe “sıcak hat” haline geldiği konusunda düzenli bir yaklaşım var. Aynı zamanda, bölgesel politikada birçok aksanı değiştirecek istikrarlı bir Aliyev-Erdoğan stratejik ittifakı oluşturuluyor. AGİT Minsk Grubu’nun Karabağ sorunu eş başkanları, anlaşmazlığın yeni bir seviyeye taşındığını anlıyorlar. Bu yapılanmanın çalışmasındaki bir şeyleri değiştirmek gerekir. Ama tam olarak ne ve nasıl bir biçimde? Köklü müzakere mekanizması uzun süredir zayıfladı ve Azerbaycan’ın Ermenistan sınırındaki çatışmanın bir değişim aşamasında olduğu açıktır: hem yenilenebilir hem de yenilenmiş bir güçle parlayabilir. Yerelden, tüme geçersek, taraflar birbirlerinin stratejik hedeflerini vurma söylemlerini sürdürecek ve Güney Kafkasya’da tam ölçekli bir savaş başlayacak. O zaman kimse için iyi olmayacak Kaynak: https://regnum.ru/news/polit/3013703.html www.abhazyam.com 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ